Güven Kelimesinin Zıttı Nedir? Hayatın Komik Hallerinde Bir Keşif
Güven, insan ilişkilerinin temeli değil mi? Evet, güveni kazanmak zor, kaybetmekse bir o kadar kolay. Ama güvenin zıttı nedir? Güvensizlik mi? Şüphe mi? Yoksa tam anlamıyla “ya bu insan gerçekten bana güveniyor mu?” gibi içsel bir sorgulama mı? Hadi gelin, biraz eğlenceli bir bakış açısıyla bu soruyu inceleyelim.
Bir arkadaş ortamında, hepimiz güven kelimesinin ne demek olduğunu bir şekilde biliriz. Mesela, en yakın arkadaşımız, birinin ne zaman “sana güveniyorum” dediğini duyduğumuzda içimizde bir mutluluk, bir rahatlama hissi uyanır. Ama bir de güvenin zıttı var. Peki, bu zıt ne olabilir? Gelin, birlikte keşfedelim.
Güvensizlik: Yolda Karşılaştığınız Aşağıdaki Tip
Bir sabah uyanıyorsunuz, kahvenizi alıp evden çıkıyorsunuz. O sırada, sağdaki komşunun kapısının önünde “Güven” yazılı bir tabela var. Hemen içimden düşündüm: “Eğer bu güveni inşa edebildilerse, ben de onları geçen hafta kaldığım otelde bıraktığım güvenimi bulur muyum?” Sadece bu kadar basit bir olay bile zihnimde güvenle ilgili şüpheler oluşturabiliyor. Ama gerçekten bu kadar basit mi?
Güvenin zıttı nedir, diye sorarsanız, kesinlikle “güvensizlik” diye cevap veririm. Ama o kadar da basit değil işte. Güvensizlik, sadece bir şeyin kötüye gitmesiyle ilgisi yok; bazen abartılı endişelerle de karşımıza çıkabilir. Bir arkadaşınızla buluştuğunuzda, onun vücut dilini okuyarak “acaba beni aldatıyor mu?” sorusunu içinizde sorgulamaya başlarsınız. O an öyle bir güvensizlik hissiyle irkilirsiniz ki, bir dakika sonra şöyle bir iç ses duymaya başlarsınız: “Neredeyse her şeyin kıymetini kaybettiği, dostlukların bile test edildiği bir dünyada yaşıyoruz. Hem zaten güvenmek insanın elinde mi ki?”
İç sesime biraz terslenip gülüyorum: “Yağmurlu bir günde şemsiyeyi unutup, ‘Tüh, keşke güvenseydim şemsiye taşırdım’ demek gibi bir şey bu!”
Bundan sonra güvenin zıttının güvensizlik değil de, belki de biraz daha karmaşık bir şey olduğunu düşünüyorum: endişe. Ama durun, gelin biraz daha tartışalım.
Güvensizlik ve Endişe: Birbirine Çekişen İki Kavram
Güvenin zıttı nedir, derken zihnimde en sık karşılaştığım şeylerden biri de “endişe”dir. Endişe, bazen güvenin kaybolmasından çok, şüphelerin varlığında kendini gösterir. Hani o zamanlar, sosyal medya üzerinden birinin mesajı gelip geldiğinde, “Bir şey yazmış, acaba neden hiç cevap vermedi?” diye kara kara düşünmek var ya… İşte tam o an, ne olursa olsun cevabın gelmeyeceği konusunda endişelenmeye başlarsınız.
Bu çok tanıdık bir hissiyat değil mi? Telefonu iki kere elime alıp “Cevap vermedi, acaba ne oldu?” diye düşünüyorum. Ama sonra fark ediyorum ki, gerçekten de bazen güvenin zıttı, sabırsızlık ve endişe oluyor. O kadar çok düşünmek, o kadar şüphe etmek insanı biraz da bıktırıyor aslında. Hani bazen “Ya, saçmalama!” deyip kendinize yüksek sesle de anlatmak gerekebilir.
Güvenin Zıttı Bir Diyalog: “Beni Alacak Mısın?”
Diyelim ki, bir gün eski bir arkadaşınızla buluşacaksınız. Çıkmaya karar verdiniz ve o da “Sana güveniyorum, çıkalım” dedi. Hızlıca hazırlanmaya başlıyorum. Bu noktada, bir arkadaşımın komik bir sahnesini hatırlıyorum:
Ben: “Beni alacak mısın?”
Arkadaşım: “Tabii, güveniyorum sana, hemen geliyorum.”
Ben: “Gelmeden önce arayacağım mı?”
Arkadaşım: “Hayır, güveniyorum sana, direkt gel!”
Ben: “Peki ya gelirken bir kaza yaparsan?”
Arkadaşım: “Ben de seni ararım!”
Güvenin zıttı nedir diye soracak olursanız, belki de bu tür küçük endişeler, şüpheler ve ‘acaba’lar olabilir. İnsan güvenmek istiyor ama bazen kendini sorgulamadan edemiyor. Bu arada, şunu da unutmamak gerek: İç sesimize güvenmek, dış dünyaya güvenmekten çok daha kolaydır.
O “Sadece” Güvensizlik Değil, Şüphe de Başka Bir Şey
Hayatta hepimiz şüpheci olma eğilimindeyiz. Şüphe, bir insanın güvenin zıttı olarak nereye gittiğini anlamasına yardımcı olabilir. Mesela, bir arkadaşınız sizi sürekli “güvende tutuyor” gibi davranıyor ama arka planda başka bir şeyler döndüğünü hissettiğinizde, işte o şüphe devreye giriyor. Bazen güvendiğiniz insanlar, kendilerinin güvende olduğunu düşündüklerinde başka insanlara da güven duymanızı bekler. Ve siz, tam o anda, “Ne yapacağım, güven duysam mı, şüphe mi etsem?” diye kalakalırsınız.
Bir zamanlar, bir arkadaşım bana çok garip bir soru sormuştu. “Güven bana ne ifade ediyor, senin için?” Hemen cevapladım: “Ne ifade ediyor, sen bu kadar şüpheci olduktan sonra, güvenmek mi?”
Arkadaşım: “Ya, sen de güvenmeyi bileceksin!”
Ben: “Evet, ama her şüpheci ruh da bir güven timsali olabilir. Bunu unutmamalıyız.”
Güvenin Zıttı: Yaşamın Komik Hallerinde Karşılaştığınız Anlar
Herkes bir şekilde güvenin zıttı olan bu duygularla başa çıkmaya çalışırken, bazı anlar var ki insanı fazlasıyla güldürüyor. Mesela, bir arkadaşınızla buluşacaksınız, ama her şeyin her an ters gitme ihtimalini düşünerek, şöyle diyorsunuz:
Ben: “Hadi gel, ama şu an telefona bakmam gerek, bir şey olmuş olabilir mi?”
Arkadaşım: “Yok, bir şey yok, rahat ol.”
Ben: “Emin misin? Her an WhatsApp’tan bomba haber gelebilir.”
Aslında bu tür anlar, güvenin zıttı değil de, bazen sadece aklımızın bizi gerçekten çok komik bir şekilde yönetmesiyle alakalı. Güvensizliği de bir noktada bir tür mizah olarak görmek, bu duyguyu daha rahat atlatmamıza yardımcı olabilir.
Sonuç: Güven ve Zıttı Arasındaki Dans
Güvenin zıttı nedir sorusunun cevabı aslında basit bir kelimeden çok, yaşamın karmaşıklığına dayanıyor. Şüphe, güvensizlik, endişe… Bunlar hepsi, bazen küçük bazen büyük biçimlerde hayatımıza giren, güvenle dans eden duygulardır. Ama şunu unutmamak lazım: Güvensizlik, insanın içsel bir tepkisi olarak geçici olabilir. Önemli olan, güvenin geri gelmesi için kendine zaman tanımak ve bazen hayata gülerek bakmaktır.