Bugünkü rehber içeriğimizde “Kusura bakma diyen birine estağfirullah denir mi” hakkında bilinmesi gereken temel detayları aktarıyoruz.
Kusura bakma diyen birine estağfirullah denir mi? Günlük hayattan gelen bir nezaket ifadesinin hikâyesi
Sizin İçin Seçtik: Kusmayan insan ne yapmalı ?
Bazı kelimeler vardır, anlamını sözlükten çok insanların davranışlarında bulur. “Estağfirullah” da benim için böyle kelimelerden biri. Ankara’da büyürken bu kelimeyi özellikle büyüklerimin konuşmalarında çok duyardım. Birisi teşekkür ettiğinde, özür dilediğinde ya da kendini mahcup hissettiğinde hemen “Estağfirullah” denirdi. O zamanlar bunun sadece bir nezaket sözü olduğunu düşünürdüm. Yıllar geçtikçe, insanların birbirleriyle kurduğu iletişimde ne kadar güçlü bir yere sahip olduğunu fark ettim.
Geçenlerde iş yerinde küçük bir olay yaşandı. Bir arkadaşım yoğunluktan dolayı bana göndermesi gereken bir dosyayı birkaç saat geciktirdi. Yanıma gelip “Kusura bakma, tamamen benim dalgınlığım olmuş” dedi. Ben de hiç düşünmeden “Estağfirullah, önemli değil” dedim. Sonra eve dönerken aklıma şu soru geldi: “Kusura bakma diyen birine estağfirullah denir mi?” Aslında günlük hayatta sık kullandığımız bu ifadenin arkasında oldukça derin bir kültürel anlam vardı.
Kusura bakma diyen birine estağfirullah denir mi? Anlamı nereden geliyor?
“Estağfirullah” kelimesi Arapça kökenlidir ve temel anlamı Allah’tan bağışlanma dilemektir. Dini açıdan bakıldığında kişinin yaptığı bir hata veya eksiklik karşısında Allah’tan af dilemesini ifade eder. Ancak Türkçede zaman içinde sadece dini bir kullanım alanında kalmamış, sosyal ilişkilerde bir nezaket ve alçakgönüllülük ifadesine dönüşmüştür.
Türk toplumunda bir kişi “Kusura bakma” dediğinde genellikle karşı tarafın gönlünü almak ister. Bu sözün içinde pişmanlık, mahcubiyet ve ilişkiyi düzeltme isteği vardır. Karşılığında “Estağfirullah” denmesi ise çoğu zaman “Önemli değil, büyütülecek bir şey yok, hakkını helal etmen gereken bir durum yok” anlamında kullanılır.
Yani “Kusura bakma diyen birine estağfirullah denir mi?” sorusunun cevabı günlük kullanım açısından evettir. Ancak burada kelimenin hangi niyetle söylendiği önemlidir. Bir kişi gerçekten ciddi bir hata yaptıysa ve karşı tarafın hakkına girdiyse sadece “Estağfirullah” diyerek konuyu kapatmak doğru olmayabilir. Bazı durumlarda özrü kabul ettiğini açıkça belirtmek daha sağlıklı bir iletişim kurar.
Çocukluk anılarında bir kelimenin yeri
Benim çocukluğumda Ankara’da apartman kültürü hâlâ güçlüydü. Komşular birbirini tanır, kapılar daha sık çalınırdı. Annem bir komşuya yanlışlıkla fazla tuzlu bir yemek götürdüğünde veya birinin eşyasını geciktirdiğinde hemen “Kusura bakma” derdi. Karşıdan gelen cevap çoğu zaman aynı olurdu:
“Estağfirullah, ne kusuru?”
O zaman bu konuşmaların neden bu kadar doğal olduğunu anlamazdım. Şimdi düşündüğümde aslında insanların küçük hataları büyütmeden ilişkilerini korumaya çalıştığını görüyorum. Bu tür ifadeler toplumsal güvenin küçük parçaları gibi çalışıyor.
Sosyal bilimlerde de güven duygusunun ilişkilerde önemli bir unsur olduğu sıkça vurgulanır. İnsanların birbirlerine karşı anlayışlı davranması, özür dileme ve özrü kabul etme kültürünün gelişmesiyle yakından ilişkilidir. Özellikle hızlı yaşam temposunda, insanların birbirine karşı daha sabırlı olması iletişim kalitesini artırır.
Türk kültüründe özür dilemek ve karşılık vermek
Özür dilemek aslında birçok kültürde önemli bir davranıştır. Ancak her toplumun özre verdiği karşılık farklı olabilir. Türkiye’de “Kusura bakma” ifadesi genellikle samimi ve günlük bir özür biçimidir. “Affedersin”, “özür dilerim”, “hakkını helal et” gibi ifadeler de benzer amaçlarla kullanılır.
“Estağfirullah” ise bu ifadelerin karşısında kullanılan geleneksel cevaplardan biridir. Özellikle büyüklerden öğrenilen bir konuşma biçimidir. Birinin kendini fazla suçlamasını engellemek, karşıdaki kişiyi rahatlatmak ve aradaki gerginliği azaltmak amacı taşır.
Mesela bir arkadaşınız size yanlışlıkla sert konuştu ve sonra fark edip “Kusura bakma, biraz fazla tepki verdim” dedi. “Estağfirullah, olur böyle şeyler” demek, çoğu zaman tartışmayı büyütmek yerine iletişimi yeniden kurmaya yardımcı olur.
Kusura bakma diyen birine estağfirullah denir mi, yoksa başka cevaplar mı daha uygun?
Her durumda aynı cevabı vermek zorunda değiliz. Dil, yaşanan olaya göre şekillenir. Küçük bir gecikme, dalgınlık veya istemeden yapılan bir hata için “Estağfirullah” oldukça doğal bir karşılıktır.
Bunun yanında şu ifadeler de kullanılabilir:
“Önemli değil”
Günlük hayatta en sık kullanılan cevaplardan biridir. Karşıdaki kişinin özrünü kabul ettiğinizi gösterir.
“Sorun değil, olur böyle şeyler”
Özellikle arkadaş ortamında sıcak ve rahat bir ifadedir.
“Rica ederim, dert etme”
Karşı tarafın kendisini kötü hissetmesini azaltır.
“Estağfirullah, ne demek”
Daha geleneksel ve kültürel bir kullanımdır. Özellikle aile büyükleri arasında sık duyulur.
Ancak ciddi konularda biraz daha açık konuşmak gerekebilir. Örneğin bir iş arkadaşınız sürekli aynı hatayı yapıyorsa sadece “Estağfirullah” demek yerine, hem anlayış göstermek hem de durumu çözmek gerekir.
İş hayatında özür kültürü neden önemli?
Ekonomi eğitimi alırken insan davranışlarının iş dünyasındaki etkisini incelemek ilgimi çekmişti. Rakamlar, tablolar ve veriler çoğu zaman bize şirketlerin performansını anlatır ama işin içinde insan ilişkileri de vardır. Bir ekip içinde insanların birbirinden özür dilemesi ve hataları kabul edebilmesi verimli çalışma ortamının önemli parçalarından biridir.
Çalışanların hata yaptığında bunu saklamak yerine dile getirebildiği şirketlerde iletişim daha güçlü olur. Çünkü hata yapmaktan korkan çalışanlar çoğu zaman sorunları gizler. Sorunlar gizlendikçe de daha büyük problemlere dönüşebilir.
Bir yöneticinin çalışanına “Kusura bakma, burada ben de daha açık anlatabilirdim” demesi bile ekip içinde güven oluşturabilir. Aynı şekilde çalışanların birbirine karşı kullandığı küçük nezaket ifadeleri de iş ortamını daha insani hale getirir.
Estağfirullah demek her zaman her şeyi affetmek midir?
Burada dikkat edilmesi gereken önemli bir nokta var. “Estağfirullah” demek her zaman yapılan her davranışı onaylamak anlamına gelmez. Bazen sadece nezaket amacıyla söylenir.
Örneğin biri size istemeden zarar verdiyse ve özür dilediyse, “Estağfirullah” diyebilirsiniz. Ancak aynı davranış sürekli tekrarlanıyorsa sınır koymak gerekir. Hoşgörü göstermek ile kendinizi sürekli görmezden gelmek arasında fark vardır.
Türkçedeki birçok nezaket kelimesi gibi “Estağfirullah” da bağlama göre anlam kazanır. Söyleyen kişinin tonu, yaşanan olay ve iki kişinin ilişkisi bu anlamı değiştirir.
Küçük bir kelimenin büyük anlamı
“Kusura bakma diyen birine estağfirullah denir mi?” sorusu aslında sadece bir kelimenin doğru kullanımını sormuyor. Aynı zamanda insanların birbirine nasıl davrandığını da gösteriyor.
Bazen bir özür, iki insan arasındaki mesafeyi azaltır. Bazen bir “Estağfirullah” cevabı, karşıdaki kişinin üzerindeki mahcubiyeti alır. Günlük hayatın içinde fark etmeden kullandığımız bu ifadeler, aslında kültürümüzün iletişim biçimini yansıtır.
Ankara’da bir otobüs durağında, bir iş toplantısında ya da aile sofrasında duyabileceğimiz bu küçük kelimeler, insanların birbirine gösterdiği saygının bir parçasıdır. Belki de bu yüzden bazı sözler sadece söylenmez; aynı zamanda bir duygu taşır.
“Estağfirullah” da Türkçede böyle yaşayan kelimelerden biridir. Yerinde söylendiğinde bir cevap olmaktan çıkar, insanlar arasındaki anlayışın küçük ama değerli bir göstergesine dönüşür.